Renan Koen’in ‘Holokostu Anma, Uykudan Önce’ Albüm Önsmzünden:

NEDEN “TEREZÍN KONSANTRASYON KAMPI” VE NEDEN “HOLOKOST’U ANMA / UYKUDAN ÖNCE” ALBÜMÜ?

Bundan seneler önce, 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin Terezín şehrini işgal etmesinin ardından 24 Kasım 1941 tarihinde kurdukları Theresienstadt Konsantrasyon Kampı’nda hapsedilen sanatçıların yasak da olsa eserler vermeye devam ettiklerini öğrendiğimde çok etkilenmiştim. 

Bu engellenemez merak dolu etkilenme beni hemen orada yaşamış ve eserler vermiş bestecileri araştırmaya yöneltti. İlk başlarda Theresienstadt için hissettiğim şey, çok derin bir üzüntü duyduğum kapatılmışlık hissiydi, fakat elime geçtikten sonra eserleri inceleme ve yorumlama aşamasında anladım ki bu kapatılmışlık gerçekliğinin içerisinde, bestecilerin hayata olan bağlılıkları, hayata bağlılıklarının da ötesinde, orada yaşadıklarını gelecek nesillere müzik yolu ile aktarmak, müzik yolu ile belgelemek arzusu ve başarısı her türlü engelin önüne geçmişti. 

Müzik eğitimleri sırasında aldıkları yüksek disiplin içeren formasyonları, Theresienstadt Konsantrasyon Kampı’nda yaşadıkları süre boyunca yüksek bir pozitif dirence dönüşmüştü. Hayranı olduğum Zikmund Schul, Pavel Haas, Gideon Klein ve Viktor Ullmann’ın eserlerini derinlemesine incelediğim zaman gördüm ki, bu dört bestecinin her biri, kendilerini böylesine vahşet ve zorluklarla dolu bir ortamda tekrar tekrar her gün ve her dakika müzik yolu ile dönüştürebilmişlerdi. 

Hem yaşadıkları coğrafya itibariyle ailelerinden aldıkları disiplin, hem de her birinin ayrı ayrı aldığı; kendi dilini yaratmaya yönelik, aynı zamanda son derece katı ekollerin öğretilerini içeren eğitim ve bu eğitimin gerektirdiği disiplin pozitif dirençlerini daha güçlü bir şekilde ortaya çıkartmış, savaşın ve hükümetin sahip olma güdüsüne karşın, kendilerine, müziğe ve yaşadıkları Theresienstadt’a sahip çıkarak, aralarındaki işbirliği ve dayanışmayı da her an güçlendirmişler.

Auschwitz’e gönderilinceye veya Theresienstadt’ta hayatlarını kaybedinceye kadar her anlarında eser vermiş olmaları, her gün, her sabah yeni yaratımlara uyanmış olmaları, hiç vazgeçmeden, bu yaratım vesilesi ile oldukları ortam üzerinden kendilerini ifade ederek oluşturdukları tarihi belge içeren yeni form anlayışı üzerindeki çalışmaları ve bu formu mükemmel bir şekilde geliştirmiş olmaları çok etkileyici. 

Ve bugün anlıyorum ki, bu bestecilere duyduğum derin hayranlık ve eserlerine duyduğum büyük sevgi;  bu zorlu ortamda geliştirmiş oldukları pozitif dirençlerine, gerek yaşamsal gerek müzikal açıdan dönüşümlerinin sürekliliğine duyduğum sonsuz hayranlık ve saygıdan ileri geliyor. 

Geliştirmiş oldukları pozitif direncin yanısıra, müzikal açıdan Weimar Cumhuriyeti süresince yaşanan zengin kültürel çoğulculuk yerine, Nazi Partisinin iktidara geçmesiyle birlikte sanatın hükümetin tahakkümü altına girmesi sonucu uygulanan kültür politikaları ile eser vermeleri ve konser vermeleri yasaklanmış ve müzik teorisyeni- folklorist-yazar-öğretmen Janácek gibi yarattıkları ekollerden dolayı devamlarının çok önemli olduğu bestecilerin öğrencileri olan Pavel Haas, Zikmund Schul, Gideon Klein ve Viktor Ullmann’ın sadece Yahudi oldukları için eser ve icra bakımından kesintiye uğratılmaları, Avrupa Müzik tarihinin gelişimi açısından da büyük bir kayıptır. Zira, asırlardır süregelen tonal anlayıştan uzaklaşılıp atonal anlayışa, gerek 12 ton müziği, gerekse çağdaşlarınca geliştirilen, her bestecinin kendi tonunu  yarattığı ve bu ton ile yazılan eserler yoluyla geçilmekte olan yeni dönemde, her dört besteci de halen tonal yazım anlayışı içinde son derece çağdaş olan kendi dillerini yaratabilmişlerdir. 

Seçtiğim tüm eserler; Zikmund Schul’un yasaklanmalar sırasında tam kampa hapsedilmeden önce Prag’ta bir Şabat duası metni üzerine bestelemiş olduğu“Mogen Ovos” adlı koro eseri, Pavel Haas’ın üzerindeki saklanmış İbranice yazının deşifre edilmesiyle anlaşılmış, aslında şifresiyle Theresienstadt’ın “Kurtuluşu” olması için arzu edilmiş fakat Theresienstadt’ın birinci “Kuruluş” yıldönümü için bestelemiş olduğu, dayanışma için çok önemli bir eser olan erkekler korosu için “Al Se Fod” eseri, Gideon Klein’ın yine Theresienstadt’ta koro için bestelemiş olduğu “Spruch” ve “Piano Sonat”’ı, Viktor Ullmann’ın  “No:7 Piano Sonat”’ı ve daha niceleri döneminin çağdaş üslubunu, tonal anlayışla az rastlanır bir zerafet ve büyük bir ustalıkla yansıtmışlardır. Bu yazım dilinin gelecek nesillere onların öğretim diliyle geçmemiş olması müzik tarihinde çok büyük bir kesintinin olmuş olduğunu gösteriyor bizlere şüphesiz.

Çoğu zaman nota kağıdına bile yazılmamış bu çok önemli ve kıymetli eserlerin editörler tarafından ortaya çıkarılma sürecinde, söz konusu notalar seneler içinde azar azar elime geçti. Belki de anlamak ve hazmetmek adına benim için de çok faydalı olan bu süreç içerisinde, konuyu araştırdığım için önüme birtakım gerçek hikayeler gelmeye başladı.

İlk hikaye; 

2011 senesinde, Zikmund Schul’un “Mogen Ovos” adlı eseri elime geçtiği zaman, “acaba kamptaki sesleri veya ailelerin gerçek seslerini nereden bulabilirim?” sorusunu sorduğumda, Sevgili dostum Mirey Karaso’nun “benim büyük dayım Saül Kastro maalesef 2. Dünya Savaşı’nda Fransa’da idi ve kampa alındı, ne tesadüf ki henüz birkaç gün önce kampta tuttuğu günlük elime geçti… Ayrıca dilersen, bizim ailenin Pesah duası sırasındaki sesleri bende mevcut” demesiyle hem Saül Kastro’nun hayatı ve kampta yazdığı günlüğü, hem de ailesinin sesleri ile projeye dahil oldu.

İkinci hikaye;

5 Mayıs 2011‘de, “Mogen Ovos” eseri ve Saül Kastro’nun yaşam öyküsünü içeren Holokost’u Anma konserimden sonra gittiğimiz yemekte Sevgili Simone İshaki pek de sık anlatmadığı hikayesinin küçük bir kesitini; henüz 5 yaşındayken savaşı Marsilya’da nasıl yaşadığını paylaştı. Birkaç sene sonra Simone, anlatması doğal olarak çok kolay olmayan fakat “Bir Daha Asla” diyebilmek için, bütün hikayesini belgelerle kameraya anlatarak projeye dahil oldu.

Bu arada Yahudi olmayan direnişçiler acaba ne yapıyordu diye kendi kendime sorarken, babası Hollanda’da bir direnişçi olan ve zaman zaman Türkiye’de yaşayan Nicolaas Wilkes Veldhuis ile tanıştım ve o da Simone ile aynı duygu yoğunluğunda olmasına rağmen, dünyada artık benzer vahşetlerin son bulabilmesi için babasının hikayesini büyük bir içtenlik ile kameraya anlatarak projeye dahil oldu.   

Sevgili Mirey, Sevgili Simone ve Sevgili Nico sizlere ne kadar teşekkür etsem az, kalbinizi açarak göstermiş olduğunuz cesaretinizin dünya için anlamı çok büyük… 

İçinde çok fazla keşifler barındıran ve beni ilk başta bir insan ve daha sonra bir müzisyen olarak çok geliştirmiş olan bu projede benimle birlikte yürümeye karar veren 500.yıl Vakfı’na, Beth-İsrael Sinagogu İzmir Anma Konserinin belirlenmesinden sonra, İstanbul konseri kararıyla temasa geçtiğim ve projeye çok kıymet vererek büyümesini ve kalıcı olarak yerini bulmasını sağlayan Anadolu Kültür Başkanı Osman Kavala’ya, projeyi duyar duymaz tüm desteğini verme kararı alan Şişli Belediyesi Başkanı Sayın Hayri İnönü’ye, birlikte neler yapabiliriz diye konuşmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra albümü beraber yapalım diye karar verdiğimiz Kariyo & Ababay Vakfı’na ve New York’tan projeye desteğini veren Sevgili dostları Dr. Erol Hakanoğlu’na, öncelikle konsere, sonrasında ise kalıcı olması amacıyla album ve DVD çalışmalarına verdikleri kıymetli desteklerine gönülden sonsuz teşekkür ederim…

 Albüm ve DVD çalışmamın, tam 70 sene sonra; tüm Holokost Şehitlerinin anısına Theresienstadt’ın ve Pavel Haas’ın “Al Se Fod” adlı eserinin yıldönümü olan, 24 Kasım 2015 tarihinde dinleyici ve seyirci ile buluşmuş  olması benim için çok anlamlı… 

Genç nesillerin yetenekleri doğrultusunda, içlerindeki gerçek mutluluğu keşfederek ve bu keşfin büyük bir hediye olduğunu fark ederek, her gün disiplinle bu mutluluğu büyütmelerinin ve zihnin yarattığı sahip olma durumunun  aksine duygulara, zihne ve fiziksel bedene, doğaya özen ve sevgiyle sahip çıkmayı öğrenerek bunu gerçekleştirmenin sonucu olarak yaşadıkları doyum, huzur ve neşe duygularının sevgiyle dünyaya yayılarak, savaş ve vahşetten dolayı epeyce yorulmuş olan dünyamızda artık Barış’ın daim olmasını tüm benliğimle diliyorum.

Sevgiyle,
Renan Koen
Piyanist, Besteci, Soprano, Müzikterapist

24 Ocak 2019, Neve Şalom Kültür Merkezi-İstanbul

“İstanbul Alman Başkonsolosluğu İşbirliği” İle

27 Ocak 2018,  Menschel Hall-Harvard Üniversitesi

“Türk Dışişleri Bakanlığı, T.C. Boston Başkonsolosluğu, Harvard University Turkish Students Association, Harvard Hillel, Harvard Art Museums işbirliği ile

HOLOKOST’U ANMA / UYKUDAN ÖNCE ANLATIMLI KONSERLERİ TAKVİMİ

13 Nisan 2015, PSM Zorlu- İstanbul 

“Türkiye’de İlk Seslendiriliş”

“Geniş Toplumun Katılımı Açısından İstanbul’da İlk Holokost Anması, 717 Kişi Katılmıştır.”

Piyano Sonat’larının yanı sıra Pavel Haas ve Gideon Kelin’ın Koro Eserleri ile Birlikte Gerçekleşmiştir. Müzikolog Gottfried Wagner Konuşmacı Olarak Katılmıştır.

Koro: Nazım Hikmet Akademi Korosu

15 Nisan 2015, Beth-Israel Sinagogu-İzmir

“İzmir’de İlk Seslendiriliş”

5 Kasım 2015, “Ölüm Sanat Mekan” Sempozyumu, Mimar Sinan Üniversitesi-İstanbul

17 Nisan 2016, “Türk Dışişleri Bakanlığı ve Romanya Türk Büyükelçisi Sayın Koray  Ertaş”ın Davetiyle

“Bükreş’te İlk Seslendiriliş”

8 Ekim 2016, Ziering-Conlon Initiative’in davetiyle, Los Angeles’ta “Recovered Voices” Sempozyumu

29 Mart 2017, Avusturya Kültür Ofisi-İstanbul

“Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu II.Dünya Savaşı Sonrası Soğuk Savaş Uzmanı Tarih Profesörü Dr.Petr Mares”in Açılış Konuşması ile Birlikte ve Holokost’u Anma / Uykudan Önce DVD Gösterimi 

8 Nisan 2017, JK Konser Salonu-Braisila,Brezilya

“Brezilya Türk büyükelçisi Sayın Ali Kaya Savut’un Daveti ve Türk Dışişleri Bakanlığı İşbirliği” ile “Brasilia’da İlk Seslendiriliş”

9 Nisan 2017, Hebraica Club-Sao Paulo, Brezilya

“Türkiye Cumhuriyeti Sao Paulo Türk Başkonsolosluğu” İşbirliği ile “Sao Paulo’da İlk Seslendiriliş”

4 Aralık 2017, Ayaspaşa Konserleri-İstanbul

20 Ocak 2018, İtalyan Sinagogu – İstanbul 

“İstanbul İtalyan Başkonsolosluğu Giornata della Memoria  Konseri”

25 Ocak 2018, Boston  Türk Başkonsolosluğu Residence

“T.C. Boston Türk Başkonsolosu Sayın Ömür Budak”ın Davetiyle

27 Ocak 2018,  Menschel Hall-Harvard Üniversitesi

“Türk Dışişleri Bakanlığı, T.C. Boston Başkonsolosluğu, Harvard University Turkish Students Association, Harvard Hillel, Harvard Art Museums işbirliği ile

21 Ağustos 2018, Municipal House-Prague

“Everlasting Hope 2018” Festivali

22 Ağustos 2018, Terezin Cultural House-Terezin

“Everlasting Hope 2018” Festivali

8 Ekim 2018, The Center of Jewish History-New York

25 Kasım 2018, Passionskirche-Berlin “KIGA İşbirliği” ile

24 Ocak 2019, Neve Şalom Kültür Merkezi-İstanbul

“İstanbul Alman Başkonsolosluğu İşbirliği” İle

26 Ocak 2019, Atatürk Okulu – Newyork

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı işbirliğiyle

5 Nisan 2019, Bairaktario Belediye Konservatuarı-Kastoria/Yunanistan

Mikis Theodorakis tarafından “Mauthausen” çalışmasının “Kastoria Yahudi Mirası Araştırmaları Merkezi” Kastoria Premiere işbirliğiyle

15 Nisan 2019, İtalyan Sinagogu-İstanbul

Çek İstanbul Türkiye Konsolosluğu işbirliğiyle Mikis Theodorakis Dünya prömiyeri Akın Kilis tarafından “Tenebrous Aura’ya Adım Atlama”

26 Nisan 2019, Global Views, İstanbul

“March of the Music” konferansı

4 Haziran 2019, Madrid, El Centro Cultural de los Ejércitos

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve Madrid Büyükelçiliği işbirliğiyle

1 Ekim 2019, Paris, Reid Salonu/ Kolombiya Üniversitesi

27 Ocak 2020, Mozart Festivali (Holoacust Remambrance/ Mozart Festivali’nde bile Uyku Öncesi ders konseri), Johannesbourgh

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve Johannesbourgh’daki Türk Büyükelçiliği işbirliğiyle